Tag Archive | Zümrüt

Zümrüt Tabletler

Aşağıya çevirisini alıntıladığım Zümrüt Tabletlerin Hermes’in mezarında bulunduğu düşünülüyor. Hermes kimilerine göre bir bilge, kimilerine göre bir din adamı, kimilerine göre bir peygamber. Kimilerine göre Tevrat’tan Hanok ve Kuran’dan İdris Peygamber.

Her ne olursa olsun gerçek şu ki; Hermes’e verilen metinler, Kuran’da okuduğum ayetler gibi beni heyecanlandırıyor. Bu heyecanı bir Tevrat okuduğumda duyamıyorum, sebebi nedir hiç bilmiyorum.

Beni heyecanlandıran diğer bir konu da, bu Zümrüt Tabletlerin M.Ö 16.000 yıllarına ait olduğu iddiası. Ne kadar doğrudur bilemiyorum şu an için. Bu tabletlerin Büyük İskender tarafından İskenderiye de bulunduğunu dikkate aldığımızda, tam 15 bin küsur yıldır bu öğretinin hüküm sürdüğü sonucunu çıkartabiliriz. Ve ortadan helak yoluyla kaldırılmış toplumların ve son dönemlerdeki Antik Mısır’ın neden ve nasıl ileri düzey bir toplum olduğunu anlayabiliriz. Zira bu Tabletler sayesinde o dönemlerde Simya, Astronomi, Tıp, Matematik, Sanat v.s de  önemli sıçramalar yaşanmıştır. Araştırmacı James Churchward’a göre Zümrüt Tabletler Mu ve Atlantisten Kuzey Afrikaya göç eden ve Mısırlıların atalarını oluşturan bu uygarlıkların miraslarındandır. James Churchward’a göre Hermes, Tek Tanrılı dini Mısır’a taşıyan Atlantisli bir bilgedir.

Her şey BİR’den oluştu; her şey birin tezahürüdür.
Birçok Tanrı olduğunu mu sanıyorsun?

Bu, saçmadır: Tanrı BİR’ dir.
O, bir sayısı gibi tamdır, O, kendisi kalır.
O, bütündür; O, her şeyi içerir.
O, BİR’dir, iki değil. O bütündür, çokluk değil.
O, kusursuzdur, bozulmaz ve ebedidir.
O, yücelerin yücesi Mutlak Hakikat’tir.
* * *

Sadece insanda vardır ikili tabiat.
Ruhların hepsinin de tabiatı birdir.
Ne erkek ne dişidir onlar.
Varlığın ilk adımı, mücadele etmektir nefsiyle.
Uzun bir birlik davasıdır bu…
Birleştirmek isterken biri, ayırmak ister diğeri.
* * *
Mükemmel işleyen evren, sayıların gücüyle düzenlenmiştir.
* * *
İlahlar ikiliği bir etmiş insanlardır.
İnsanlar ise birliği bilmek için, ikiliği yaşayan henüz çocuk ilahlardır.
* * *
Sözler tek başına aktaramaz hakikati.
* * *
Bir ruh bedenini terk ettiğinde, gözden geçirir yaşamını, ilahların huzurunda.
* * *
Şimdi, geçmişten doğar; gelecek ise şu andan.
* * *
O, her şeyin ilkidir, Ve başlangıcı olmayandır.
O her şeyin köküdür ve kaynağıdır.
O’nu tanımlamak imkansız ve O’na hiçbir ad verilemez.
O, çok yücedir, adıyla anılmayacak kadar.
* * *
İkinci doğuşunda bir insan, değildir artık üç boyutlu bir beden.
* * *
Aslında, görünmeyen O, kendileri de görünmez olan düşüncelerle görülebilir yalnızca.
O’nun görünmez olduğunu mu sanıyorsun?
Bunu söyleme sakın!
O’ndan daha görünür değildir hiçbir şey.
O her şeyi yaratmıştır; işte onlar vasıtasıyla görebilirsin O’nu.
Her şeyde gösterir kendisini böylece.
O, yarattıkları vasıtasıyla bilinir.
Yarattıkları görülebildiğinden dolayı, görebiliriz Yaratıcı’yı.
Gözlerinle görmek için O’nu, mükemmel düzenine bak evrenin; algıladığın her şeyi yöneten
Zorunlu yasalara ve olan ve olacak olan her şeyin mükemmelliğine bak!
Uzayda kendine verilen yerde dolaşır her yıldız.
Niçin bütün yıldızlar aynı yolu izlemezler?
Her birinin yerini tayin eden kimdir?
Bunların yapımcısı ve sahibi olmalıdır birisi.
Mümkün değildir tesadüfen ortaya çıkmaları.
Düzen tümüyle yaratılmış olmalıdır mutlaka.
Ölçüye sığmayan sadece ortaya çıkandır tesadüfen.
Oysa düzensizlik bile tabidir, Alemler’in Sahibi’ne.
* * *
Saflık koşusunu tamamlamışsa eğer, ruh tırmanır o zaman, geçerek gök katlarından.
Soyunmuşsa yüklendiği her şeyden, sahibidir şimdi gerçek gücünün, ve çıkabilecektir artık sekizinci göğe.
Işık bedenli bir varlık olarak, O’na hizmet etmek için.
* * *
Kozmoz’un özü mükemmel düzendir; zamanın özü devinimdir.
Ama O, devimsizdir her zaman, sonsuz ve değişmezdir.
Devimsiz devindiricidir O.
Gizli olan O, apaçıktır bütün eserlerinde.
Ama ‘Kader İlahesi’dir, her şeyi değiştiren
Doğal gelişim yasasına göre, yaratan sürekli değişmez Hakikat’ten, hiç durmadan değişen dünyayı.
Yasaların icapları çerçevesinde işler doğayı tükeniş ve yeniden oluşlarla
Ve yaratılışı sürekli tekrarlayarak kendi bilgeliğini ortaya koyar.
* * *
Güneş bir suretidir sadece, göklerden yüce olan yaratıcının.
* * *
Haydi dinleyiniz çamurdan insanlar!
Bir an düşün, nasıl oluştuğunu ana rahminde.
Aklına getir o usta işçiliği ve ara o sanatçıyı, böyle güzel bir görüntüye şekil veren.
Kim çizdi göz yuvalarını?
Kim açtı burun deliklerini, kulaklarını ve ağzını?
Kim uzattı sinirlerini ve sıkıca bağladı?
Kim yaptı kemiklerini ve etini deriyle örttü?
Kim ayırdı parmaklarını ve düzleştirdi tabanlarını?
Kim hazırladı kalbini ve boşluklar bıraktı ciğerlerinde?
Kim görünür kıldı güzelliğini ve sakladı bağırsaklarını içeride?
Kaç çeşit beceri kullanıldı ve kaç tane sanat eseri yaratıldı
Oluşturmak için bir insanı?
* * *
Bütün formlar şekil verir maddeye ve ruh kudreti sürekli değiştirir onları,

Bir halden diğerine.
* * *
Hangi ateş yanar kirlilik gibi?
Göremiyor musun hala,
Saf olmayan ruhun katlandığı ıstırapları…
* * *
Toprağı ateşten ayıracaksın, sübtil olanı kalın olandan!…
* * *
Fiziksel alem süptil alemin aynasıdır.
* * *
Kendinizi dönüştüremedikçe, hiç bir şeyi dönüştüremezsiniz.
* * *
Yukarısı aşağıya, aşağıdaki Yukarıdaki’ne benzer
* * *
Her şey titreşmektedir. Hiçbir şey durağan değildir.

Her şey alçalır ve yükselir, her şey bir sarkaç gibi hareket eder.

Her nedenin bir etkisi, bir sonucu vardır; her sonucun da bir nedeni.

Her şey yasaya uygun vuku bulur. Rastlantı, bilinmeyen bir yasaya verilen bir addan başka bir şey değildir.

***

Her ne varsa düşüncedir, Yaratıcı’dan doğan düşünceler.

Mükemmel olmayanlar kavrayamazlar, sonsuza kadar mükemmelleşmiş olanı.
O gizlidir, yine de apaçıktır her yerde, O’nun varlığı bilinir düşünce yoluyla ancak.
Yoktur O’nun mahrum olduğu ve muhtaç olduğu bir şey.

***

“Bütün”, birçok parça değildir, sadece kısımlardan oluşmuş bir “bütün”dür.
Onlara “ayrı ayrı baktığınız” zaman, her şeyin çok olduğunu düşünürsünüz.
Ama “görebildiğiniz” zaman hepsinin “Bir”e ait olduğunu
Ve Bir’den aktığını,
Tüm parçaların bütünleşmiş olduğunu
Ve birbiriyle bağlantılı olduğunu anlayacaksınız.

***
En yücesinden en alttakine kadar her şey
Bir varlık zinciriyle
O’nun iradesine bağlıdır.
Değişken her şeyin yaratıcısı O’dur.

***
Gözün görebildiği şeyler, fantomlar (hayal) ve illüzyonlardır ancak.
Göze görünmeyen o şeyler gerçektir yalnızca.
Hepsinin üstündedir güzellik ve iyilik fikirleri.
Göz O’nun varlığını göremediği gibi, bu büyük fikirleri de göremez.
***

Zihin hapsolunamaz, her yerde olabilir, ve her şey içinde mevcut olmaktadır.
Ve onun kadar hızlı değildir hiçbir şey.
Deneyimle de gör; kendini yabancı bir ülkede hayal et!
Okyanusu düşün ve işte oradasın.
(Bunu yaparken) cisimlerin hareket ettiği gibi hareket etmemişsindir,
Ama yolculuk etmişsindir mutlaka.
Göklere uç yüksel; kanatlara ihtiyacın olmayacak.
Seni engelleyemez hiçbir şey; ne Güneş’in yakıcı sıcaklığı ne de dönüp duran gezegenler.
Tezahür ettirilmiş olanların sınırlarına ilerle!
Taşmak ister misin hiç kozmosun sınırlarının ötesine?
Senin zihnin için o dahi mümkündür.
Hissedebiliyor musun şimdi hangi güce sahip olduğunu?
Bütün bunları sen dahi yapabiliyorsan, öyleyse seni Yaratan nelere kadirdir, bir düşün!
***
Zihin nasıl biliniyorsa düşünceler vasıtasıyla, O da bilinir yarattıkları vasıtasıyla.
Bütünlüğün her şeyi kuşatan yazarıdır O, her şeyi dokuyandır “hakikat kumaşı”na

***

O’nu görmek mi istiyorsun?
Bak hayatla dolup taşan maddeye, içerdikleriyle birlikte kalp gibi çarpan.
Tefekkür et dev bir beden olan kozmosu!
Göklerin ruhsal ateşini gör,
Güneş’le ışığa dönüşen ve
Dünya’ya iyilik olarak saçılan.

***

Heykeller ve portreler öylece oluşmazlar, bulunmadıkça bir heykeltıraş ya da ressam.
İnsan denilen böylesine yüce eserin yok mudur bir yapıcısı?

***

Kozmos hayattır, tümüyle.
Yoktur ve hiç olmamıştır
Ve hiç olmayacaktır
Ölü/cansız olan bir şey kozmos içinde.

zumrut-tablet